Aşağıda
okuyacağınız aşk hikayesi, duygusal/romantik bir aşk hikayesi değil, gayet
sıradan-mantıksal bir aşk hikayesidir. Bu nedenle isimler de tesadüfi olarak
(randomly selected), akla ilk gelen kız ve erkek isimleri kullanılarak-herhangi
bir anlam yüklenmeden- belirlenmiştir (kolayda düşünce=kolayda örnekleme).
Ayşe, sabah 8-akşam 5 çalışan, monoton hayatını çok seven, sıradan, mantıklı
(?) bir insandır. Artık 30lu yaşlarına yaklaştığından, çevresindeki insanların
evlenip çoluk çocuğa karışması konusundaki baskılarından muzdarip, eş arayışı
içindedir. Sosyal bir insan olmadığı için Ayşe, eş arayışı konusunda kendisini ana
kütlesiyle (iş ortamındaki insanlar) sınırlandırmıştır. Mehmet de Ayşe ile aynı
iş yerinde çalışmaktadır. O da 30lu yaşlarını geçmiştir; o da bir araştırma
içindedir; fakat Mehmet’in araştırma amacı evleneceği kızı bulmak değil,
eğleneceği kızı bulmak olduğundan Mehmet, Ayşe gibi kapsamlı bir araştırma
yapmaz. Ayşe ve Mehmet, bir gün bir örneklem içerisinde (iş yerinin
yemekhanesi) birbirlerini görürler. İlk görüşte aşk olmasa da-dedik ya romantik
değil diye-ilk görüşte mantıkları devreye girer. Birbirlerini öncelikle ön
teste (pilot test-pretest) tabi tutarlar. Fiziksel özellikler (güzel-çirkin,
uzun-kısa vb.), kılık-kıyafet, hal-tavır,
vb. gibi kategorik değişkenlerini incelerler-bu kısmı daha çok Mehmet inceler.
Aynı iş yerinde çalıştıkları için aylık gelir vb. gibi oransal değişkenlerinin
bilgisine zaten öncesinden sahiptirler. Kategorik ve oransal değişkenler ön
testten geçtikten sonra, artık Ayşe için Mehmet hakkında literatür taraması
yapma vakti gelmiştir.
Literatür
taraması yapmak için Ayşe’nin, Mehmet’in yakın arkadaşları, akrabaları gibi
bazı temel kaynaklara ihtiyacı olmuştur. Bu yakın arkadaşların geçerlilik ve
güvenilirlik testine tabi tutulması gerekir ki ilişkileri hakkında daha en
başından sistematik hata yapıp mutsuz olmasın Ayşe. Ama Ayşe “yakın arkadaş,
aile üyesi vb. gibi” beşeri faktörlerin taraflı yayın yapabilme olasılığını göz
önünde bulundurmaktadır. Bu nedenle Ayşe, standardize edilmesi daha kolay olan
facebook, instagram vb. gibi sosyal medya mecralarından literatür taraması
yapmaya karar verir.
Mehmet
hakkında facebook ve instagram üzerinden derin bir literatür analizine giren Ayşe,
Mehmet’in paylaştığı fotoğraflar, yaptığı yorumlar, takip ettiği insanlar gibi
bağımsız değişkenleri regresyon analizine tabi tutup bir sonuca varma
amacındadır. Ama bunun için öncelikle değişkenlerin normal dağılıma uyup
uymadığına karar vermesi gerekir. Yani fotoğraflar, yorumlar ve takip edilen
kişiler sakıncalı mı değil mi?! Aslında bu değişkenler Ayşe için normal
dağılıma uymamaktadır. Mehmet’in örneklemi olan arkadaş listesinde kız
sayısının fazla olmasından mıdır bilinmez, Mehmet sürekli kızlarla fotoğraf
paylaşmıştır. Takip ettiği kız sayısı da erkek sayısının 5 katıdır. Ayrıca
fotoğrafların altına yapılan yorumlar da açık uçlu sorular misali her yöne
çekilebilir türdendir. Ama Ayşe (günümüzde hemen hemen bütün araştırmacıların
yaptığı gibi!), normallik varsayımını görmezden gelerek ilgili değişkenleri
yine de regresyon analizine tabi tutmaya karar verir-ne de olsa artık
evlenmenin vakti gelmiştir.
Yaptığı
analiz sonucunda çoklu doğrusal bağlantı problemiyle karşılaşır Ayşe. Yani
bağımsız değişkenler arasında doğrusala yakın bir ilişki tespit eder: Mehmet’in
sürekli kızlarla fotoğraf koyması gibi. Mehmet’in her fotoğrafın altına açık
uçlu yorumlar yaparak hata terimini tekrarlıyor olması da otokorelasyonun
habercisidir. Zaten normallik varsayımını ihlal etmişti Mehmet, e fotoğraflar
arasında çoklu doğrusal bağlantı var, yorumlar da otokorelasyonu gösteriyor.
Ayşe’nin artık bu istatistiklerden bir sonuca varması gerekmektedir. Mehmet,
regresyon analizine uygun değildir. İstatistiksel açıdan anlamlı bir huyu da
yoktur zaten Mehmet’in.
Doğal
olarak sonuç da bellidir: “Ayşe ile Mehmet arasında anlamlı bir ilişki yoktur”.
Ayşe-istatistik
sağ olsun-hayatının hatasını (tesadüfi hata) yapmaktan kurtulup doğru bir karar
verir. Sonuçta Mehmet, Ayşe’nin ana kütlesinin sadece bir elemanıdır. Ayşe’nin
iş yerindeki ana kütlesi de neyse ki daha regresyon analizine tabi tutacağı pek
çok adayı barındırmaktadır. Ama Ayşe bu olaydan bir ders çıkarmıştır. O da
araştırmaya başlamadan önce sağlam bir araştırma sorusu belirlemek. Yani ne
istediğini bilmek! Bu tez konusu belirlemek gibi bir şeydir. Bitirmenin
yarısıdır. Zaman kaybını önleyendir. Ee ne diyeyim.. Umarım bu zorlu araştırma
süreci sonunda hata terimlerinden arınmış olan, normal dağılım gösteren,
standart sapması da düşük olan evleneceğin adamı bulursun Ayşe!
NOT:
· 😊 Hikayedeki isimler sadece, yazarın aklına gelen
ilk isimler olduğu için-kolayda örnekleme mantığıyla-seçilmiştir.
· 😊 Hikayenin bilimsel bir amacı yoktur, sadece
istatistiksel terimlerin gündelik hayata-tipik insan ilişkilerinden bir örneğe-uyarlanması amaçlanmıştır.
·
😊Yazar istatistikçi değildir, sadece istatistiği
seven naçizane bir araştırmacıdır. Bu nedenle söz konusu terimlerle ilgili hata
yapıldıysa affola!