Bir önceki yazımda terastaki salıncak hikâyesinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise terasa alınan salıncak ve sonrasında yaşananları Diderot Etkisi kavramı çerçevesinde ele alacağım. Tabii öncelikle Diderot Etkisi kavramının ne demek olduğunu, Diderot’un ropdöşambırı ile yaşadığı hikâye üzerinden kısaca anlatalım.
Aydınlanma Çağı’nın
en önemli kişilerinden biri olan ünlü Fransız düşünür Denis Diderot’un, maddi
açıdan oldukça zorlandığı bir dönemde kütüphanesi Rus İmparatoriçesi tarafından
satın alınır ve imparatoriçe Diderot’u, kütüphanecisi olarak işe alır. Hatta 25
yıllık maaşını peşin olarak Diderot’a verir. Bu sebeple Diderot’un eline yüklü
miktarda para geçmiş olur. Ve böylece Diderot’un literatüre Diderot etkisi
kavramının girmesini sağlayacak olan eski eşyalarından kurtulma serüveni
başlar. Nasıl mı? Diderot eline geçen bu yüklü miktarda parayla ilk olarak
pahalı bir kırmızı ropdöşambır alır. Sonrasında çalışma odasındaki eskimiş
eşyalarıyla bu pahalı kırmızı ropdöşambırın uymadığını, tezat oluşturduğunu
fark eder ve başlar eski eşyalarını yenilemeye. Amaç, çalışma odasının tümüyle
pahalı kırmızı ropdöşambıra uygun hale gelmesini sağlamaktır. Eşyalarını yenileriyle
değiştirdikçe değiştiren Diderot, sonunda parasını tümden harcar ve hatta
borçlu duruma düşer. Sonrasında bu durumdan büyük bir pişmanlık duyan Diderot,
şu ünlü sözlerini Eski Ropdöşambırım için Pişmanlık isimli makalesinde şöyle
dile getirir: “Eski ropdöşambırımın efendisiyken yenisinin kölesi oldum!”
![]() |
Kırmızı ropdöşambırı içinde Denis Diderot |
Diderot’un
yaşadığı bu olay, literatüre Diderot etkisi kavramının girmesini sağlamıştır. Diderot
etkisi kısaca, yeni alınan bir eşyanın eskiler içinde göze battığını, bu nedenle
söz konusu yeni eşyayla uyumlu olacak yeni eşyaların satın alınmasına yol açtığını
ifade eden bir etkidir. Örneğin yeni bir manto aldınız diyelim. Bu manto,
beraberinden mantoya uygun bir şapka, eldiven, şal vb. diğer eşyaları almanıza
sebep oluyorsa Diderot etkisi altındasınız demektir. Yeni mantonuzla birlikte
satın aldığınız diğer eşyalar da Diderot bütünlükleri ya da Diderot kümesi
olarak isimlendirilir.
![]() |
Sanırım yeni bir Diderot kümesi oluşmak üzere! |
Bizim terastaki
salıncağın nasıl Diderot etkisine sebep olduğuna ve beraberinde Diderot kümesi
oluşturduğuna gelecek olursak… Her şey terasa aniden bir salıncak almamızla
başladı. Burada “aniden” kelimesine vurgu yapmam gerekir. Zira Diderot etkisini
başlatan da çoğunlukta aniden/plansız bir şekilde alınan eşyalardır.
Literatürde bu tür plansız satın alımların “dürtüsel/tepkisel satın alma”
olarak isimlendirildiğini de belirteyim. Aniden/plansız bir şekilde alıp terasa
batık maliyet yanılgısı (bknz: bir önceki yazım) eşliğinde kurduğumuz salıncak
çok kısa bir süre sonra tıpkı Diderot’un kırmızı ropdöşambırı gibi gözümüze
yalnız (ama zirvedekilerin yalnızlığı gibi olanından) gelmeye başladı. Yanına
salıncağa uygun saksılar, çiçekler, minderler, tabureler ve masa gerekiyordu.
Biz de tıpkı Diderot gibi başladık Diderot kümesi oluşturmaya. Neyse ki bir
süre sonra evin sadece terastan ibaret olmadığını anladık da Diderot’un düştüğü
hata gibi varımızı yoğumuzu terasa seferber etmedik. Bu hikâyelerden yola
çıkarak Diderot etkisinin arka planında çoğunlukla dürtüsel/tepkisel satın
alımlar sonucunda elde edilen yeni eşyaların olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bunu
kısaca şu şekilde modelleştirebiliriz:
Tepkisel satın
alma→Diderot Etkisi→Diderot Kümesi (aniden satın alınan yeni eşya ile birlikte yeni
diğer eşyalar) ve belki sonrasında gelen pişmanlık...
Peki Diderot
etkisinin de öncülü olarak değerlendirebileceğimiz tepkisel satın almayı neden
yaparız? O da bir sonraki yazımın konusu olsun=)